Kayıt işlemleri

ÖSS, SBS ve diğer eğitim programlarımıza kayıtlarımız devam etmektedir. Bilgi için...

ERKEN KAYIT AVANTAJI

ERKEN KAYITLARDA;

2009-2010 ÜCRETİNE KAYIT

10 AY'A KADAR TAKSİT

2. DÖNEM DERSHANEDEN

YARARLANMA OLANAĞI 

OLANAKLARINIZLA

BEKLENTİLERİNİZİN

BİRLEŞTİĞİ DERSHANE

(İLETİŞİM İÇİN 557 58 00)

 

Ders Çalışırken

Ders çalışırken dikkat etmesi gerekilen konular...

VERİMLİ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Düşünmeden öğrenmek faydasız,

öğrenmeden düşünmek tehlikelidir.

                       (Konfüçyüs)

VERİMLİ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Etkili çalışmak; zamanı, belirlenmiş amaçlar ve saptanmış incelikler doğrultusunda programlı  olarak kullanmaktır. Etkili çalışma programı içinde eğlenmeye, dinlenmeye, aileye, sevdiklerine zaman ayırmaya ve hobilere daima yer vardır.

 VERİMLİ ÇALIŞMA YÖNTEMLERİ

Başarının dört basamağı vardır.

1-   Ne istediğini bilmek

2-  Harekete geçmek

3-  Yaptıklarının sonuçlarını fark etmeyi öğrenmek

4-  Peşinde olduğunuz sonuçları alana dek davranışlarınızı değiştirmeye hazır olmak.

 

ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK

Çalışmaya başlamak için oturan bir insanın dikkatini dağıtan faktörler ya çevreden gelir veya kişinin kendi zihninden kaynaklanır. Bu sebeple çalışma ortamının belirli özelliklere sahip olması öğrenmeyi kolaylaştırır ve çalışmak için ayrılan zamandan en üst düzeyde yarar sağlanmasına imkan verir.

Çalışma ortamı mutlaka dikkati dağıtacak etkenlerden arındırılmalıdır. Ses, başka insanların varlığı radyo, televizyon ve el altında gazetelerin varlığı çalışmayı engeller.

Mümkünse çalışma odası özel olarak döşenmelidir. Ancak içinde bulunulan şartlar göz önüne alınacak olursa çoğu kişinin böyle bir imkanı olmayabilir. O zaman da bir çalışma köşesi hazırlamak çok yerindedir. Bir çalışma köşesi, en az üzerinde yazı yazabilecek bir masa ve gerekli olan kitapların, notların, kağıtların, kalemlerin vb. malzemelerin konabileceği bir ilave alandan oluşur.

Bu konuda en önemli nokta çalışma köşesinde daha farklı işlerde de kullanılıyorsa çalışmaya başlarken temel bir değişiklik yapılması gereğidir. Örneğin yemek masası çalışma masası olarak kullanılıyorsa, mutlaka örtüsü değiştirilmelidir. Bu değişiklikler masanın artık farklı bir amaçla kullanılacağı yönünde "uyarıcı" rolü oynar.

Çalışmayı, çalışma alanın dışına kaydırmamak gerekir. Bir başka odada çalışmak, koltuğa geçerek "tekrar yapmak" yerine, bütün bu faaliyetleri çalışma masasında ve sandalye üzerinde yapmakta fayda vardır.

Çalışma ortamına ait düzenlenmelerin can alıcı noktası, belirli bir çalışma alanı ile çalışma davranışı arasında "şartlı refleks" türünden bir ilişki kurmaktır. Çünkü böyle bir alışkanlık kazanıldığı takdirde, çalışma ortamına dönmek kendiliğinden çalışma davranışını başlatır.   

    

ÇALIŞMAYI SÜRDÜRMEK

Zihin dağılmasına yol açan sebepler içten ve dıştan kaynaklanabilir.

Zihnin dağılmasına yol açan iç sebepler;

Ø      HAYAL KURMAK

Ø      ENDİŞELERE KAPILMAK

 

HAYALLERİNİZ ÇALIŞMANIZI ETKİLİYORSA;

Ya Size o anda başarıdan ve gelecekteki mutluluğunuzdan daha cazip gelerek

çalışmanızı engelleyen hayalinizi kendinize ödül olarak saklayın,

ya da  kurduğunuz hayali erteleyemiyorsanız hayal dünyasına dalın onu bitirin ve

sonra derse dönün.

ENDİŞELER SİZE MANİ OLUYORSA;

 

Kendinize şu soruları sorun:

‘Bu düşünceler benim çalışmamı kolaylaştırıyor mu?’

‘Bu düşünceler amacıma hizmet ediyor mu?

‘Bu düşünceler bana yardımcı olacak mı?’

Bu sorulara verdiğiniz cevaplar eminim ki HAYIR olacaktır. Göreceksiniz bu endişelerden uzaklaşıp derse dönmeniz ne kadar kolay olacak.

Dış sebepler:

Dikkati dağıtan ve zihni başka şeylerle meşgul eden iç sebeplerin haricinde ama onlardan bağımsız olmayan bir de dış sebepler vardır ki, verimli bir çalışma için odanızı bunlardan arındırmalısınız. Nedir bunlar? derseniz onlar şunlardır:

1-POSTERLER: zihin dağıtma ordusunun en önemli askerlerindendir. Çalışma masanızın tam karşısına tuttuğunuz takımın posterini asmışsınız. Tam kendinizi kaptırmış ders çalışırken birden gözünüz postere kaydı. ‘Bu haftaki maç çok önemli. Ya bu maçı kazanamazsak. Peşimizdeki tamının nefesi zaten ensemizde. En önemli golcümüzün sakatlığı vardı. Acaba iyileşti mi? Ya oynayamazsa! Bu maçı almamız imkansızlaşır.’  Ne oldu hayal dünyasına daldınız. Üstelikte endişeli bir hayal. Peki ya ders ne oldu. Geri dönüp de ders çalışabilir misiniz?

2-YATARAK ÇALIŞMAK: Ya da uyumak için zemin hazırlamak. Ne kadar iyi niyetle olursa olsun ‘ders kitabını eline alıp şöyle uzanarak’ çalışmak istemenin tek sonucu vardır. Uykuya dalmak ya da çalışamayacak kadar gevşeyip mayışmak.

Yan gelip yatarak ders çalışırsanız, başarıda sizin için yan gelip yatacaktır. Sizin istediğiniz sonuç da bu ise sorun yok. Ama değilse çalışma pozisyonunuzu bir kez daha gözden geçirmenizi öneririm. Not almak, önemli yerlerin altını çizmek gibi ders çalışmanın gereklerini yatarak da yapabiliyorsanız siz bilirsiniz. Ama iyisi mi, siz siz olun yatağı veya kanepeyi sadece asıl fonksiyonları için kullanın.

3- MÜZİK DİNLEYEREK ÇALIŞMAK: Bilimsel araştırmalara göre beyin, aynı anda bir çok uyaranı alabilir. Ancak dikkatini sadece bir tek noktaya odaklayabilir. Bu sebeple insanın hem müzik dinlemesi hem de ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müzik dinler ya da ders çalışır. Üstelik işin bir başka yönü var. Ders çalışmaya çalışırken müzik dinlemek, zevkle müzik dinlemenizi engeller.

Bir çok kişi ‘ben ders çalışmaya başlayınca müziği duymuyorum’  der. O zaman hiç açmayın ki müziği; geri planda kalan müzik sizde gerginlik ve yorgunluk yaratmasın. Çalışma veriminizi düşürmesin. Bütün bunlardan dolayı; ya müzik dinlemeye ya da ders çalışmaya karar verin, birini yapın. ‘Eli işte  gözü oynaşta’ ‘Bir koltuğa iki karpuz sığdırmak’ müzik dinleyerek ders çalışmaya çalışanları çok iyi anlatıyor. Sadık bir sevgili olun ve ders zamanı dersten başka hiçbir şeyi ‘görmesin gözünüz, duymasın kulağınız.’ Siz en iyisi müzik dinlemeyi ödül olarak kullanın .

4- TELEVİZYON: Müzik dinleyerek ders çalışılmadığı gibi hem ders çalışmak hem de televizyona kulak kabartmak mümkün değil. Televizyon ders çalışırken engel yaratan ve zaman kaybına neden olanların başında gelir. Televizyonun olduğu odaya girene kadar ya da düğmesine basana kadar kontrol sizdedir. O odaya girdiğiniz yada düğmesine bastığınız anda bütün kontroller otomatik olarak televizyona geçer. Artık onun kapsama alanı için desinizdir. Ekrandaki yakışıklı bir erkeğin, güzel ve çekici kadının yada olayın akışındaki heyecanın kontrolünde çıkmanız artık mümkün değildir. Başarılı olmak istiyorsanız çalışma sırasında televizyondan uzak olun. Bunların ikisi azılı birer düşmandır. İkisi bir arada duramaz. Biri mutlaka diğerini yok eder. Müziği ödül olarak kullanabilirsiniz. Ancak televizyonu asla.

5- TELEFON: Soru sormak, bir şey danışmak ve sohbet etmek için bir arkadaşınızı aradığınızda ya da onlardan biri sizi aradığında zamanın nasıl geçtiğini anlayamaz, dersten kopar gidersiniz. Telefon konuşmalarınızı dinlenme aralarınıza erteleyin. Hem sizin için ödül olmuş olur.

Şahsen ben günümüzün ekonomik şartlarında faturaları göz önüne getirecek hiç kimsenin bu gaflete düşeceğini sanmıyorum. Ama yine de insanız işimize belli olmaz.

      ÇABUK UNUTULANLAR & ZOR HATIRLANANLAR

1.           Tam anlaşılmamış konular.

2.          Rakamlar ve isimler.

3.          Bilinçsizce, rast kele öğrendiklerimiz.

4.          Aralıksız, uzun süre çalışma ile öğrenilenler.

5.          Tekrarlanmayan bilgiler.

6.          Mutsuz anlarda öğrendiklerimiz.

7.          İstenmeden zorunluluk hissiyle öğrenilenler.

8.          Düşünülmeden ezberlenenler.

9.          İnançlarımıza ders düşen bilgiler.

10.     Değişken zaman ve her yerde öğrenilenler.     

11.      Olumsuz - mutsuzluk veren bilgiler.     

12.     Soyut, ilişkilendirmenin zor olduğu bilgiler.     

13.     Uykusuzken öğrendiklerimiz.     

14.     Başarısızlığı çağrıştıran  bilgiler.     

15.     İlgi ve bilgi alanımıza girmeyen bilgiler.     

16.     Bir işe yaramayacağına inanılan bilgiler.     

17.     Stresli bir durumda öğrenilenler.     

18.     Çağrışım ilişkileri zayıf  bilgiler.     

19.     Önemsiz olduğu düşünülen bilgiler.     

20.    Pasif dinlenme ile öğrenilenler.

 

KOLAY HATIRLANAN & AZ UNUTULAN BİLGİLER

1.           Kişiye anlamlı gelen, tam anlaşılmış bilgiler.

2.          Rakamlar ve ismiler.

3.          Bilinçli olarak hafızaya kaydedilenler.

4.          45 d k (öğren)+5 dk (tekrar)+10 dk. (dinlen) ile öğrenilenler.

5.          Çok tekrarlanan bilgiler.

6.          Mutlu, neşeliyken öğrenileler.

7.          İsteyerek, yüksek motivasyonla öğrenilenler.

8.          Üzerinde düşünülerek öğrenilenler.

9.          Düşüncelerimizi onaylayan bilgiler.

10.     Hep aynı zaman ve yerde öğrenilenler.

11.      Olumlu çarpıcı, ilginç renkli bilgiler.

12.     Somut bağlandılar kurulabilecek, görsel bilgiler.

13.     Uykudan önce öğrenilip, sonra tekrar edilenler.

14.     Kişiye başarıyı çağrıştıran  bilgiler.

15.     İlgi ve bilgi alanımıza giren bilgiler.

16.     Nerede, ne zaman, nasıl kullanılacağı bilinen bilgiler.

17.     Stressiz bir ortamda öğrenilenler.

18.     Öğrenilmiş bilgiler ile çok çağrışım yapan bilgiler.

19.     Önemli olduğu düşünülen bilgiler.

20.    Aktif dinleme ile öğrenilenler.

 

Hatırlama konusunda üç altın kural vardır.

Birincisi: Çalışma seansı 20-40 dakikadır, ve bu sürenin sonunda ne hatırlanacağının sınanması gerekir.

İkincisi: 20-40 dakikalık bir çalışma ve on dakikalık tekrarı, 10 dakikalık bir dinlenme izlenmelidir.

Üçüncüsü: Dinlenme sırasında kendinize bir ödül verin, çünkü bunu hak ettiniz...   

 

 

Çocuğunuzun Sınav Kaygısını Nasıl Azaltabilirsiniz?
Sınav Kaygısı Nedir?

Sınavlara hazırlanan öğrenci, başarı durumu ne olursa olsun kendini baskı altında ezilmiş gibi hissedebilir.Kaygı, çoğu zaman öğrencinin başarısının durmasına, gerilemesine veya anlamsız bir kişilik değeri peşine düşmesine sebep olabilir. Kaygı, sınavı algılama biçimine göre değişir.Öğrenci; "eğer sınavı kazanamazsam başarısız, değersiz, işe yaramaz biri olurum" diye düşünmeye başlarsa kaygı artar.Sonuçta öğrenci sürekli kendi kendine "ya başaramazsam", "ya kazanamazsam" sorularını sormaya başlar. Ve başarısızlığa mahkum olur.

Çocuğunuzun Kaygısını Nasıl Azaltabilirsiniz?

Her konuda olduğu gibi sınavlarda da başarılı olabilmek için belli düzeyde kaygıya gerek vardır. Öğrenmeyi, akıl yürütmeyi ve sınav başarısını olumsuz yönde etkileyen yüksek kaygıdır. Anne ve babaların kaygı durumunu gerekli seviyede tutabilmeleri için şu konulara özen göstermeleri gerekir:

  • Hiçbir şekilde kendi beklentilerini çocuklarına yüklememeleri.
  • Öğrencilerin gücünün, performansının üzerinde bir beklenti içine girmemeleri.
  • Öğrencilere meslek seçimi ve ders çalışma konularında karar verme yetkisi vermeleri.
  • Öğrencilerin sınavı kazanabilmesi için gerekli çalışma ortamını sağlamaları.
  • Karşılıklı güven ortamı oluşturmaları.
  • Sınav süreci içinde, yaşam biçimlerini öğrencinin durumuna göre ayarlamaları.

Bunların yanında anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin kurulması gerekir.

Hedef Belirlemede Ailenin Tutumu Nasıl Olmalıdır?

Bir çok anne babanın geçmişte ulaşamadığı bir takım istemleri, idealleri olmuş olabilir. Bunu bir ukde olarak düşünüp, çocuğunun üzerinden ideallere ulaşma isteğinin çocuğun gelecek yaşantısı üzerinde ciddi olumsuzluklar ortaya çıkarabileceğini unutmamakgerekir. Anne babanın bunu isterken çocuğun ilgi, yetenek, yeterlilik ve tercihlerini dikkate alması gerekmektedir.

 

Birbirinize Bağlılığın Amaç, Sınavın Araç Olduğunu Unutmayın

Ders çalışması ve sınavda başarılı olması uğruna çocuğunuzla ilişkinizi tehlikeye atmayın.

Eğer çocuğunuzla ilişkileriniz iyi ve yumuşak ise ölçülü miktarda "çalış" uyarısı ile sorumluluklarını hatırlatabilirsiniz. Çocuğunuz kaç yaşında olursa olsun, kişinin çalışmaya başlamak için bu tür uyarılara ihtiyacı vardır. Ancak uyarılarınızı dozunda yapmalısınız.

Çünkü çocuğunuzla ilişkiniz iyi görünse de zaman zaman sertleşiyorsa, o zaman "çalış" uyarısı gerginliğin dozunu arttırmaktan başka işe yaramayacaktır.

Çocuğunuzun başarısı için yaptığınız her türlü maddi ve manevi fedakarlıktan sonra bunun karşılığını beklemek en doğal hakkınızdır. Sonuç dilediğiniz gibi olsa da olmasa da çocuğunuzun elinden geleni yaptığına inanın.